Atatürk diyor ki :

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar."

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

DünyaGeneral Kornilov'un başarısız darbe girişiminin daha sonralarında, Kerenskiy, "Kornilov'un darbesi olmasaydı, Lenin de ol­mazdı" diyecekti. Gerçekten, darbenin başarısız olması, siyasi durumu radikal bir şekilde altüst etmiş, Kornilov'u açık­ça destekleyen Kadetler, gözden düşmüş­tü. Temmuz günlerinden sonra, bütün si­yasi grupların tükenmiş gözüyle baktığı Bolşevizmin yükselişi, gizli kalmış iki olayı ortaya çıkartı: kitlelerin radikalleşmesi ve geleneksel kurumların iflası.

Toplumsal karışıklık, ilk olarak köylerde ortaya çıktı: 1 Eylül-20 Ekim arasında, 5.140 "düzen ihlali" olayı kaydedilmiş­tir, kuşkusuz bu sayı gerçek sayının çok altındadır; ama yine de tarımsal kesimde­ki ayaklanmaların yaygınlığını yeterince ortaya koymaktadır. Ukrayna, Beyaz Rusya ve özellikle de, Orta Rusya'nın beş ilinde (Tula, Riyazan, Penza, Saratov, Tambov), oldukça sık görülen bu ayaklanmalar giderek şiddetlenmekteydi: köylüler, artık yalnızca toprakları ele ge­çirmekle kalmayıp yüzlerce feodal mül­kü yakıp yağmalamaktaydılar. Aynı bi­çimde şehirlerdeki toplumsal ortam da gerginleşmişti: işverenlerin tehditleriyle giderek ağırlaşan grevlere karşılık ver­mek üzere, işletme şefleri sık sık üretimi durdurmaktaydı. Ekonomi kötüleşmiş, kıtlık baş göstermiş, fiyatlar fırlamış (temmuz - ekim aylan arasında fiyatlar üç katına çıkar), üretimde işçi denetimini isteyen binlerce işçi işsiz kalmış ve üste­lik hükümet istifa etmiş ve bütün iktida­rın Sovyetlere geçmesi gündeme gelmiş­ti. Bunlara rağmen, 1917 Ekimi başların­da 200.000'den az üyesi olan Bolşevik Parti'ye katılım, çok fazla değildi. Hiç­bir etkisi kalmamış otoritelerin tanık ol­duğu Bolşevikleşme, daha ziyade, 1917 Martı'ndan beri vaatlerde bulunmak ve halkı serinkanlılığa davet etmekten baş­ka bir şey yapmayan bir hükümet siyase­ti sayesinde gözü açılmış geniş halk ke­simlerinin, Bolşevikleşmesidir. Ama, bütün devlet otoritesinin yok olduğu 1917 sonbaharındaki kurumsal boşlukta, iyi örgütlenmiş bir grubun (küçük bir grup olsa bile) gerçek gücüyle orantısız bir etki yaratabilmesi için kararlı bir bi­çimde harekete geçmesi yeterliydi.

Taşrada elli kadar şehrin yanı sıra, Pet­rograd (Troçki'nin, 9 Eylül'de, yeni yü­rütme kurulunun başkanı seçildiği), Mos­kova, Kiev, Saratov sovyetlerinde de ço­ğunluğu ele geçiren Bolşevikler siyasi yükselişe geçmişlerdi. Bu durumdan kay­gı duyan Kerenskiy Hükümeti, Sovyetlere alternatif yeni kurumlar yaratma zorunlu­luğunu hissetmişti: Kurucu Meclis üyele­ri seçimlerini hazırlayacak bir parlamento öncesi kurum olan Cumhuriyet Konseyi gibi. Ama, bu kurumun, daha ilk oturu­munda (7 Ekim), Troçki'nin, "karşı devrimcilerin ve emperyalistlerin emrindeki bu yeni Duma, Petrograd'in teslimini ve devrimin sonunu hazırlamaktadır" şeklin­deki açıklamasından sonra Bolşevik tem­silciler salonu terk etmişlerdi. Bolşevikle­rin salonu terk etmeleri, Ekim Devrimi'nin ilk eylemi olmuştu. Aynı gün, Le­nin gizlice Petrograd'a girdi. Lenin, haf­talardır, Finlandiya'dan parti merkez ko­mitesine mektuplar (Bolşevikler İktidarı Almalıdır) ve makaleler (Bunalım Olgun­laştı) göndermekteydi. Bu yazılarda ayaklanma çağrısı yapmakta ve temmuz günlerinin acı deneyimiyle yıpranmış Bolşevik liderlerin devrimci legalizmini suçlamaktaydı. 10 Ekim'de, on saat süren tartışmaların ardından, Lenin, merkez ko­mite üyelerinin çoğunluğunu silahlı bir ayaklanmanın gerekliliğine ikna etmeyi başarmıştı. Bu karar, ikiye karşı (Zinovyev ve Kamenev'in oyları) on oyla kabul edilmişti. Bu arada, ayaklanma kararının oylandığı genişletilmiş bir merkez komite toplantısı tarihinden (16 Ekim) önce uy­gulamaya yönelik hiçbir önlem alınma­mıştı. Bolşevikler, ayaklanmanın pratik koşullarını örgütlemekle yükümlü bir devrimci askeri merkez oluşturdular. Troçki ise, başkanı olduğu Petrograd Sovyeti'ne bağlı askeri bir örgütlenmenin kurulmasına öncülük etmekteydi: Petrog­rad Devrimci Askeri Komitesi. Aslında bu komite, Bolşeviklerin nüfuzu altınday­dı. Bu şekilde, bolşevikler, sovyet örtüsü altında darbeyi yöneteceklerdi. Senaryo hazırdı, ayaklanma gelmek üzereydi. Bu bir sır değildi: aslında, 16 Ekim toplantı­sının hemen ardından, Zinovyev ve Kamenev, Maksim Gorki'nin yönetimindeki Novaya Jizn gazetesinde, toplantıdaki du­rumlarını kamuya duyurmuşlardı.