Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya Geçici hükümet , ekonomik ve toplum­sal düzeni altüst etmeyi değil, yapısal re­formları gerçekleştirme görevini Kurucu Meclis'e bırakarak, yalnızca kurumları iyileştirmeyi ve savaşı kazanmayı hedef­lemekteydi .

6 Mart 1917'de yayımlanan hükü­met bildirisi, bazı düzenlemeleri resmen onaylamakla yetinmişti. Bu düzenleme­ler, devrimin zaferi sayesinde öylesine kaçınılmazdı ki, hiç kimse bunları hükü­metin icraatı olarak görmeyi düşünme­mekteydi :

yurttaşlık haklarının ilanı, ge­nel af, Kurucu Meclis'in toplanması, idam cezasının yürürlükten kaldırılması, her türlü sınıf, ırk ve din ayrımcılığına son verilmesi, Polonya ve Finlandiya'ya bağımsızlık hakkının tanınması, ulusal azınlıklara özerklik vaadi, vb. Her şey­den çok, karışıklıktan çekinen bir hükü­metin yetersizliği karşısında, Petrograd Sovyeti işçilere örgütlenme çağrısı yap­mıştı. Birkaç hafta içinde, yüzlerce sovyet, binlerce fabrika ve mahalle komite­si, "kızıl muhafız" milisleri örgütlen­mişti. Buralarda bir kamuoyu olmuştu, çeşitli haklar talep edilmekteydi : tıpkı 1905 Devrimi, 1917 Şubat' ı gibi gerçek bir konuşma özgürlüğü ortamı doğmuş­tu. İşçiler, askerler, köylüler, Yahudi ay­dınlar, Müslüman kadınlar, Ermeni ilko­kul öğretmenleri, örgütleri aracılığıyla (fabrika komiteleri , askeri komiteler, mahalle komiteleri, köy meclisleri, sen­dikalar) Sovyetlere, halkın yoksulluğunu ve devrimin yarattığı engin umutları dile getiren binlerce önerge, dilekçe, dilek ve mesaj göndermekteydi . İşçiler, öncelikle iş gününün sekiz saate indirilmesini (ki bu hakkı Mart ayının ortalarından itiba­ren hemen edinmişlerdi), işe alınma ve işten atılmaların denetlenmesini ve günde bir buçuk kilo ekmek almalarını sağlayacak bir ücret artışı talep etmek­teydiler.

Bununla birlikte, kısa süre sonra savaş, sıkıntıların önüne geçmişti ve işçiler ba­rışın en yaman savunucuları olmuştu. Sosyalizme gelince, işçiler bu konuyu hiçbir zaman ima etmemekteydiler . Köylülerin en önemli talepleri, toprağın işleyenlere ait olması, büyük mülk sa­hipleri ve devletin kendi haline bıraktığı ekilmeyen toprakların dağıtılmasıydı . Köylülerin, yönetime ve büyük toprak sahiplerine karşı yürüttüğü dava son de­rece keskindi. Ama, konuyla ilgili hiçbir sloganın köylü önergelerinde yer alma­ması ilgi çekiciydi. Şehirlilerin hazırla­dığı programlara ve siyasi şemalara in­dirgenmez köylü eylemleri, kendine öz­gü, ama son derece radikal bir yol izle­mekteydi . Askerlere gelince, savaşan tüm ülke askerleri gibi, onlar da, "beyaz barış" isteme cesaretini gösteremeseler bile, ilk planda, savaşın sona ermesini dilemekteydiler. Bunu beklerken, disip­lin kurallarının yumuşaması , yolsuzluk­lara ve kötü davranışlara son verilmesi, askeri kurumun özgürleşmesi ve demok­ratikleşmesi yolundaki isteklerini dile getirmekteydiler.

Şubat Devrimi, çarlık otokrasisinin Ruslaştırma siyasetiyle bastırılmış milliyetçi hareketlere sonun­da belirgin bir canlılık getirmiştir. Ki­ev'de, başlangıçta, yalnızca Ukrayna Kültür Dernekleri Birliği olan Rada da­ha sonra, ilk olarak iç özerkliğini, 1917 yazından başlayarak da gerçek anlamda ulusal bağımsızlığını ilan etmişti. Milli­yetçi hareket, Polonyalılar, Finlandiyalı­lar (geçici hükümet bunlara bağımsızlık vaat etmişti) arasında ve daha sonra Baltık ülkelerinde ve Gürcüler arasında da gelişmişti. Müslümanlar, bir yanda Ta­tarların himayesinde bir birlik oluştur­mayı düşünen "üniterciler", öte yanda Başkırtlar, Özbekler ve Azeriler tarafın­dan kışkırtılan "federalistler" olmak üzere, ikiye bölünmüştü. Bu talep sağa­nağı ve sürekli eylemler karşısında ge­çici hükümet, üst düzey askeri yetkililer ve burjuvazi, her türlü saldırıya karşı sa­vunma halindeydi . Ilımlı sosyalistlerin ağırlıkta olduğu Petrograd Sovyeti, uy­gun zamanı beklemekteydi .