Atatürk diyor ki :

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar."

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya Paris Evrensel Fuarı çok başarılı bir şekilde devam ederken, Avrupa'daki denge yıkılmak üzereydi. Ama yine de, Avrupa gibi köklü bir uy­garlığın, üstünlüğünü birkaç yıl gibi kı­sa bir sürede kaybedebileceği kimsenin aklına gelmezdi. Sekiz milyondan fazla can kaybı verilen savaş başlamadan ön­ce, Eski Kıta'nın kendine özgü bir konu­mu, tartışmasız bir üstünlüğü vardı. Avrupa, kültürel bir güç olarak edebiyat ve sanatı tekeline almıştı.

Ekonomik bir güç olarak da yükselişini, sanayi alanın­daki sürekli gelişmesine borçluydu. Es­ki Kıta toplumlarının, hiç de eşit olma­yan bir biçimde yararlandığı teknolojik değişimler, kendi üstün yeteneklerinin sonucuydu: elektrik, otomobil, telefon, telgraf yavaş yavaş günlük hayata gir­mişti. Artan ABD rekabetine rağmen Avrupa, dünyadaki sanayi üretiminde ilk sırayı korumaktaydı: örneğin çelik ü-retiminin yüzde 62'sini kendi fabrikala­rından sağlıyordu. Dünyadaki ticarî iliş­kilerde payı (yüzde 61) ve ticaret filosunun tonajı (yüzde 85), benzersiz gücü­nün göstergeleriydi. Malî gücü dünya çapında hâkimiyet kurmasını sağlamış­tı. Sermaye ihracatında ilk sırada İngil­tere yer alıyor, onu Fransa ve Almanya takip ediyordu. Avrupa'nın yükselişi kıta sınırları dışına taşmıştı; Afrika ve Asya'nın nabzı, Paris, Londra veya Ber­lin'de atıyordu. Son on yılda uluslarara­sı bunalımların artmasına rağmen, poli­tik açıdan istikrarlı bir dönem yaşan­maktaydı. Uzaktan farklı görünse de barış, büyük güçlerin yönlendirdiği ge­leneksel bir diplomasinin ürünüydü; bu arada, büyük güçler arasındaki çekiş­meler de basit çıkar çatışmalarını aşan boyutlara varmıştı. Ekonomik yayılma­cılıktan doğan emperyalist rekabet, 1907'de başlayan kutuplaşmanın İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri keskinleşmesine neden oldu. Avrupalı güçlerin silahlanmaya yönelmesi, as­kerî bütçelerinin ve asker sayılarının artması, tasasız "çılgın yıllar" dönemi­nin barış hayallerine ters düşüyordu.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GTranslate

trarzh-TWnlenfrdeelitptrues

En Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayısı

1394818
BugünBugün1097
DünDün2004
Bu HaftaBu Hafta10135
Bu AyBu Ay29307
Tüm ZamanlarTüm Zamanlar1394818