Atatürk diyor ki :

"Dünyada her şey için medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir"

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Türkiye İkinci Meşrutiyet aşağıdan yukarıya doğru gelen ve oldukça geniş tabana oturan bir özgürlük hareketidir. Bu özelliğiyle egemenliği, kaynağı ve kulla­nılışı bakımından hükümdara ait bir yetki sayan monarşik egemenlik anla­yışını teoride ve pratikte temelinden sarsmıştır: egemenlik yetkilerinin padi­şah ile milletin temsilcileri arasında paylaşılması, parlamentolu düzene ge­çiş, kuvvetler ayrılığı ilkesinin kabulü, yasama ve yürütme yetkilerinin padi­şahtan koparak bağımsız ve demokra­tik organların eline geçmesi, bakanlar kurulunun sadece meclise karşı sorum­lu hale gelişi gibi.

Bu çerçeve içinde, si­yaset yapan kitlenin genişlemesi, bir siyasî kamuoyunun doğuşu ve özgür­lük düşüncesinin toplumsal hayata gir­mesi gibi gelişmeler önem kazanmak­tadır. Bu dönemde yeşeren iktisadî ve siyasî bağımsızlık fikri, devlet cihazı­nın modernleştirilmesi ve laikleştiril­mesi yolunda atılan adımlar, 1920 son­rasının millî-demokratik-laik devlet tablosunun oluşumunu hazırlayan önemli katkılardır.

1877 yılında ancak dört ay yaşayabi­len Birinci Meşrutiyet meclisi hariç tu­tulursa, Osmanlı siyasî hayatında par­lamenter düzen, 1908-1914 yılları ara­sında hayata geçme imkânı bulabil­miştir. İkinci Meşrutiyet, geniş bir yelpazeye dağılan siyasî partileri, ce­miyetleri, basınıyla çoğulculuğun ilk örneklerini vermiştir. O sıralar siyasal hayatın renkliliğine eşlik eden zengin siyasî ve ideolojik tartışmalara gelince, bu konular başlıca Osmanlıcılık, İslam­cılık, Türkçülük, Batıcılık, mesleki içti­maî, merkeziyetçilik ve ademi merke­ziyetçilik sorunları etrafında toplan­mıştı.

Dönemin Türk siyasal hayatındaki olumsuz yanı ise, önceleri bir hâkim par­ti durumundaki İttihat ve Terakki'nin sonradan fiilen tek parti durumuna gel­mesi, baskı ve terör yöntemiyle muha­lefeti sindirmesiydi. Bu çığır, genel ola­rak bütün demokratik kurum ve meka­nizmaları, özel olarak da parlamentoyu etkisizleştirdi, 1914 yılından sonra sa­vaş şartları da bahane edilerek yeniden meclislerin tatili yoluna gidildi. Komita­cılıktan yetişme İttihatçıların orduyu si­yasete iyice sokmaları ve muhalefete karşı kullanmaları ise, rejimin yarı as­kerî bir niteliğe bürünmesine yol açtı. Bütün bu olumlu ve olumsuz yönle­riyle İkinci Meşrutiyet, daha sonraki yılların siyasal ve anayasal gelişmeleri­ni derinden etkileyecekti.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GTranslate

trarzh-TWnlenfrdeelitptrues

En Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayısı

1952925
BugünBugün427
DünDün1648
Bu HaftaBu Hafta7526
Bu AyBu Ay29002
Tüm ZamanlarTüm Zamanlar1952925