Atatürk diyor ki :

"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya 16 Şubat 1917'de , Petrogradlı (1914'ten itibaren Sen-Petersburg'a verilen ad) yöneticiler karne uygulaması başlatmıştı. Şehre ancak on gün yetecek kadar un kalmıştı. Bunun he­men ertesinde, çetin bir kış geçiren şehrin bir noktasında, boş ekmek fınrılarının önünde olaylar baş göstermişti. Petrog­rad'ın en büyük fabrikası olan, ikmal ke­sintisi içindeki Putilov Silah Fabrikası, 20 Şubat'ta binlerce işçiyi kapının önüne koymuştu. Duma, bir kez daha "bakanların beceriksizliğini" kınayarak, görevleri­ne son verirken, şehir kaynamaktaydı.

Ama hiç kimse, giderek büyüyen kargaşanın (büyük bir işçi şehri olan imparator­luk başkentinde, 1905 ve 1914 örnekle­rinde olduğu gibi, daha önce de birçok büyük grev dalgası yaşanmıştır) bir kaç gün içinde, bir imparatorluk rejiminin ve dört yıl önce görkemli törenlerle üç yü­züncü yılını kutlayan bir hanedanlığın so­nunu hazırladığını öngörememişti. Devrimci Şubat (23-27) günleri kendili­ğinden patlak vermişti. 23 Şubat Dünya Kadınlar Günü'nde (8 Mart) yaklaşık 100.000 kadar grevci, kadınlar kortejinin iki yanında sakin bir şekilde yürümüştü. 24 ve 25 Şubat'ta grev ve gösteriler, gi­derek bütün işçi kesimine yayılmıştı. 26 Şubat'ta, göstericiler, yeniden şehir mer­kezine yönelirken, çardan "ayaklanmala­rı bastırma" emri alan subaylar kalabalı­ğa ateş açmıştı. O gün, ölü sayısı 150'ye yakındı. Cesareti kırılan göstericiler ev­lerine dönerken, muzaffer devlet, sıkıyö­netim ilan etmiş ve Duma başkanı Mihail Rodzianko'nun bir gün önce çara bir "güven hükümeti" kurulması yolunda yaptığı çağrıyı göz önüne almayarak, Duma'yı feshetmişti.

Bu sırada, devrim­ci partilerin hiçbiri (ne Bolşevikler ne Menşevikler ne de devrimci sosyalistler) en ufak bir inisiyatif almaya hazır değildi. Bunun anlaşılır bir nedeni vardır. Troçki, bu konuda şunları yazmıştı: "27 Şubat'ın ilk saatlerinde, işçiler, ayaklanma mese­lesinin çözümünü gerçekte olduğundan çok uzaklarda görüyorlardı... Kendilerine düşen görevin onda dokuzunu yerine ge­tirmiş olmalarına rağmen, daha yapılacak çok şeyin olduğuna inanıyorlardı. İşçile­rin başlattığı devrimci hareket, zaten so­kağa dökülmüş olan askerlerin eylemiyle birleşmişti."

27 Şubat belirleyici gün ol­muştu. Ayaklanmalar yayılmış, işçi ve askerler, Petro-Pavel Kalesi'ni işgal et­mişler, burada bulunan siyasi tutukluları serbest bırakmışlar, silah depolarına el koyarak silahaneyi yağmalamışlar ve Kışlık Sarayı ele geçirmişlerdi. Birkaç saat içinde, Petrograd, tümüyle ayaklan­macıların eline geçmişti.

Bu arada, bir gün önce çarın bu temsili kurumu feshet­me kararına uyamayan Duma üyeleri, düzenin, kurumlar ve kişilerle ilişkilerin yeniden sağlanması için bir komite oluş­turmuşlardı. 1905 devrimci geleneğiyle barışmış bazı siyasi yöneticilerse (ağır­lıklı olarak Petro-Pavel Kalesi'nden kur­tulan Menşevikler) Tavrida Sarayı'ndaki Duma'nın toplantı salonunda bir işçi ve asker delegeleri sovyeti toplamışlardı. Uzun süren gizli oturumlardan sonra, 2 Mart sabahı, Duma komitesiyle delege sovyeti arasında varılan anlaşma, bir Ku­rucu Meclis oluşturuluncaya kadar, Meş­ruiyetçi Demokrat Kadet Parti temsilcile­rinin etkin olduğu, liberal ağırlıklı bir ge­çici hükümetin kurulmasını sağladı. De­lege sovyeti bu hükümetin meşruiyetini tanımıştı; ancak bu tanıma, bir koşula bağlıydı: Sovyetler, bu hükümeti, üzerin­de anlaşmaya varılmış demokratik prog­ramın uygulanması ölçüsünde destekle­yecekti. Bu anlaşma, ikili bir iktidarın doğmasını, Rus toplumunun meşruiyeti ve geleceği hakkında iki farklı anlayışın çelişkilerle dolu birlikteliğini gündeme getirdi. Bir yanda, çarlık rejiminin düzenlediği seçimlerle (yalnızca vergi veren yurttaşla­ra tanınan oy hakkı) işbaşına gelmiş milletvekilleri topluluğunun meşrulaştırdığı bir geçici hükümet iktidarı; parlamentarizme dayalı, kapitalist, modern ve liberal bir Rusya hedefleyen, düzeni savunan bir iktidar. Öte yanda, ılımlı sosyalistlerin (Menşevikler ve devrimci sosyalistler) ağırlıkta olmasına rağmen, daha doğru­dan, daha yerel ve daha devrimci bir tem­sil talep eden ve birinci hedefi, savaşın ta­mamen tahrip ettiği bir ülkede barışı sağ­lamak olan sovyet iktidarı.

2 Mart'ta ku­rulan birinci geçici hükümete, Meşruiyet­çi Demokrat Kadet Partili (Dışişleri Ba­kanı Pavel Milyukov, Ulaştırma Bakanı Nikolay Nekrasov, Tarım Bakanı Andrey Şingarev) ve Oktobrist Partili (Savaş ve Denizcilik Bakanı Aleksandr Guçkov) seçkin milletvekili çoğunluğunun eşlik ettiği prens Georgiy Lvov başkanlık edi­yordu. Petrograd Sovyeti'nin ikinci baş­kanı olan, Sovyetlerle Duma komitesi ara­sındaki anlaşmanın baş mimarı İşçi Parti­li Aleksandr Kerenskiy ise adalet baka­nıydı. II. Nikolay ve kurmaylarının tutu­mundaki belirsizlik, 2 Mart anlaşmasın­da, önemli bir rol oynamıştır. Olayların vahametinden ancak bir önceki gün ha­berdar olan II. Nikolay, Petrogrand'a birkaç kilometre uzaklıktaki Tsarskoye Selo Sarayı'na çekilme kararını almıştı. Ancak, demiryolu görevlileri, Pskov ya­kınlarında (Çudlar Gölü üzerinde), impa­ratorluk trenini sarmışlardı. 1 Mart günü boyunca yolda olan çar, buraya geldiğin­de, ayaklanmanın tümüyle başarıya ulaş­tığını öğrenmişti. Ordu komutanları, Baş­komutan Alekseyev'in çağrısıyla, çara, "ülkenin bağımsızlığını korumak ve ha­nedanlığını sürdürmek için" tahttan çekil­mesini öneren telgraflar göndermişlerdi. Hemofili hastası oğlu Aleksey'in yaşama şansı az olduğu için, çar, kardeşi Grandük Mihail adına tahttan feragat etmişti. An­cak, Mihail, 3 Mart sabahı tahtı bırakmış­tı. Üst üste gelen iki hattan çekilme habe­ri, Romanov saltanatının sonunu ve devri­min belirgin başarısını (ki bu en az hare­ketin başlaması kadar şaşırtıcıydı) ifade etmekteydi. Son gelişmelerden birkaç hafta önce, Zürich'te sürgün bulunan Le­nin, şunları yazmıştı: "Belki bizler bile gelecekteki devrimin son mücadelelerine tanık olmayacağız."