Atatürk diyor ki :

"Türk milletinin istidadı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir."

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya Barış konusunda başarısızlığa uğrayan hükümet, savaş konusunda da pek parlak durumda değildi. Birliklerin moralini yükseltmek umuduyla cepheyi dolaşan yeni Savaş Bakanı Aleksandr Kerenskiy'nin efsanevi hitabet yeteneğine rağ­men, İtilaf devletlerinin, sene başından beri beklediği büyük Rus taarruzu (18 Haziran 1917) ilk baştaki birkaç başarı­dan sonra, araç-gereç ve cephane yeter­sizliği nedeniyle hezimete uğramıştı.

Bu arada, şehir ve köylerdeki toplumsal ger­ginlik durmaksızın tırmanmaktaydı. Tu­tumlarını sertleştiren işverenler, giderek radikalleşen ve "Bolşevikleşen" işçi ko­mitelerinin talep ettiği işçi denetimini kesinlikle reddetmekte ve grevlere lo­kavtla karşılık vermekteydiler. Köyler­de, ortak kurullarda (mir) toplanan köy­lülerin kurduğu tarım komiteleri, işlen­meyen toprakları sahiplenmekte, büyük toprak sahiplerinin tarım araçlarına ve sürülerine el koymakta ve bayrağı yeni­den yükseltmekteydiler. Bu yoğun ey­lem dalgasına paralel olarak düzeni bo­zan bireysel hareketler de giderek art­maktaydı. Lokavt ilan eden sanayicileri taklit eden büyük toprak sahipleri, ekin ekmeyi keserek ve hükümete bu "anar­şiyi durdurması için" çağrıda bulunarak tepki göstermekteydi. Hükümet, kararsız tutumuna rağmen, düzeni sağlamak için birlikler göndermeyi ve tarım reformunu hazırlayacak bir milli tarım komitesinin ilk toplantısını yapmasını kararlaştırmış­tı. Aynı zamanda, milliyetçi halk hare­ketleri gelişmekteydi. Bu sorun, hükü­metin gündeminde değildi: hükümet, tıpkı Ukrayna'da Rada'nın yaygınlaşma­sı gibi, 1 Mayıs 1917'de Kazan'da toplanan Birinci İslam Birliği Kongresi'ni de ta­mamen yok saymaktaydı.

Gerginlikler ve zorluklar üst üste geldik­çe, Bolşevikler baskılarını artırmış, işçi hareketinin radikalleşmesini teşvik etmiş, Petrograd fabrika komitelerinde kalabalık sayılarda mevzilenmişlerdi. Sendikalarda ve Sovyetlerde azınlıkta olan Bolşevikler, mayıs sonunda "işçi denetimi" fikrini ge­liştirerek, Petrograd Fabrika Komiteleri Konferansı'nda çoğunluğu elde etmişler­di. Bu ilk basanlar onları cesaretlendir­mişti: Petrograd'da, 3-23 Haziran tarihle­rinde toplanan ve azınlıkta oldukları (se­kiz yüz delegenin sadece yüz kadarı Bolşevikti) Birinci Panrus Sovyetler Kongre­si sırasında, kongrenin bir devrim sözleş­mesine dönüşmesini ve bütün iktidarı üst­lenmesini talep ederek atağa geçtiler. Hü­kümetin ayağını kaydıracak hiç bir gücün var olmadığını belirten Tsereteliy'i, Lenin şu ünlü sözleriyle yanıtladı: "Böyle bir parti vardır. Hiçbir partinin iktidarı reddet­me hakkı yoktur ve bizim partimiz bunu reddetmemektedir. İkidarı ele geçirmeye her zaman hazırdır." Birkaç gün sonra, 18 Haziran'da, hükümet siyasetini destekle­mek üzere, Petrograd Sovyeti tarafından düzenlenen bir gösteri, Bolşeviklerin lehi­ne dönmüştü. Menşeviklerin ve sosyalist devrimcilerin önerdiği slogan ("Kurucu Meclis'ten demokratik cumhuriyete") ye­rine, pankartların çoğunluğunda Bolşevik sloganlar yer almaktaydı: "Kahrolsun sal­dırganlık!", "Yaşasın işçi denetimi", "Bü­tün iktidar Sovyetlere!" İlk kez sokaklar Bolşeviklerin elindeydi. Böylece, 18 Ha­ziran, sosyalist kanattaki bölünmeye son şeklini vermişti.