Atatürk diyor ki :

"Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır."

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya Tıpkı, Nisan ayında olduğu gibi, savaş, 1917 sürecinin en kritik anı olan, 3 ve 4 Temmuz günlerinin de katalizörlüğünü yapmıştı. Almanların karşı saldırısı ve Kerenskiy'nin Ukrayna Radası ile imzaladığı antlaşmadan hoşnut kalmayan Kadet De­mokrat Partili bakanların istifa haberi üze­rine, Bolşevikleri destekleyen ve cepheye gönderilmekten yüksünen birkaç Petrog­rad alayı, ayın 2'sinde bir ayaklanma dü­zenlemeyi kararlaştırmıştı.

Zaten yeterin­ce sorunu olan Bolşevik Parti yönetimi, askerlerin, Kronstadt denizcilerinin ve işçi militanların Sovyetlerin iktidara elkoymasını (boşuna) talep ederek Tavrida Sarayı'na gitmesiyle çığrından çıkan gösterile­rin gelişimini kendi haline bırakmıştı. Hü­kümet, Kazakları ve cepheden dönmüş birlikleri göreve çağırmıştı. Sıkıyönetimin ilan edildiği şehirde, ordu gösterileri da­ğıtmıştı. Elliye yakın ölüyle sonuçlanan bu temmuz günleri, birçok Bolşevik lide­rin (Troçki, Zinovyev, Kamenev) tutuk­lanmasına ve parti gazetelerinin yasaklan­masına yol açmıştı."Kayser ajanı" deni­len ve vatan hainliğiyle suçlanan Lenin, Finlandiya'ya kaçırılmış, bu kaçış daha da çok suçlanmasına neden olmuştu. Hakkın­da ölüm cezası istenmekteydi. Bolşevik Parti lidersiz kalmış gibiydi.

Bu karışık yaz döneminde, anlaşılmaz kişiliğiyle, kendini arayan devrimi gere­ği gibi temsil eden bir adam ortaya çıktı: Başkomutan Kornilov. Eski rejimin tüm generalleri arasında, cumhuriyetçi he­deflere sahip çıkan ve ordudaki bazı de­mokratikleşmelerden yana olduğunu söyleyen tek general olmuştu. Kornilov, aynı zamanda, güneybatı cephesine ko­muta ederken, gösterileri yasaklamak ve asker kaçaklarını kurşuna dizdirmek su­retiyle, birlikler arasındaki düzeni yeni­den sağlamıştı; sivil hükümetin zayıflığı karşısında, Rusya'yı saran anarşi orta­mından giderek kaygı duyan üst düzey ordu yetkilileri, işveren çevreleri ve hat­ta İtilaf devletlerince Kornilov, kurtarıcı adam olarak görülmüştü. Danışma Mec­lisi Konferansı (12-20 Ağustos tarihleri arasında, Moskova'da, işveren temsilci­lerini, sendikaları, meslek gruplarını, su­bay birliklerini, kiliseleri ve siyasi parti­leri (Bolşevikler hariç) bir araya getiren bir tür "etats generaux", muhafazakâr­ların alkışları arasında bir Kerenskiy - Kornilov çatışmasına dönüştü. Kadet'in hararetle desteklediği Kornilov, Rus­ya'yı bunalımdan çıkarmak için düşün­düğü programı açıkladı: bütün devrimci komitelerin feshedilmesi, toplumsal ve ekonomik alanlardaki her türlü devlet müdahalesinin sona ermesi, silah fabri­kaları ve demiryollarının askerileştirilmesi, ölüm cezasının geri getirilmesi... Bu andan itibaren bir askeri darbe pers­pektifi şekillenmeye başlamıştı.

Subay Birliği ve muhafazakârlar tarafından des­teklenen Kornilov, 26 Ağustos'ta bir ba­kanlık değişikliği istemişti. Kadet bakan­ları istifa ederken, Kerenskiy de başko­mutanlık görevinden vazgeçmişti. Bu arada, darbe tarihini 27 Ağustos olarak saptamış olan , birliklerini Pet­rograd'a sürmüştü. Ortaya çıkan bu zorla­yıcı durum karşısında, Bolşevikler, "dev­rimci dayanışma" göstererek, hükümetin yanında yer almışlar ve darbeye karşı çı­karak, direnişi örgütleyecek bir "devrim­ci mücadele komiteleri" ağı oluşturmuş­lardı; yeraltı deneyimleri işe yaramaktay­dı. Bolşevikler, ulaşım aksaklıkları ve Kornilov birlikleri arasında yürütülen propaganda sayesinde başkomutanın iler­lemesini yavaşlatırken, Kerenskiy'nin sovyet desteği aldığı Petrograd'da, şehir savunma durumuna geçmişti. Bolşevik­ler, serbest kalan liderlerinin önderliğinde siyaset sahnesine parlak bir dönüş yap­mıştı. Petrograd'da, Kornilov'un bekledi­ği silahlı ayaklanma olmadı; moral çö­küntüsü içindeki Kornilov birlikleri, baş­kent yakınlarındaki hükümete bağlı bir­likler karşısında hiçbir varlık göstereme­mişlerdi. İki gün içinde, darbe bütünüyle savuşturulmuş ve General Kornilov tu­tuklanmıştı.