Atatürk diyor ki :

"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dünya Sovyet, savaşa devam edilip edilmeme­si sorunuyla ilgili olarak, 14 Mart 1917'de, ba­rışçı ütopyayla "devrimci savunmacılık" anlayışlarının birbirine yaklaştığı bir metni (Tüm Dünya Halklarına Çağrı) onaylamıştı. Bu metin, dünya halklarını "ilhaksız ve galibi ve mağlubu olmayan bir barışın sağlanması için, bütün sava­şan ülke hükümetlerinin istila arzularına karşı kararlı bir mücadeleye" çağırıyordu. Ancak, metin, etkili operasyonlar için or­dunun savaş gücünü korumak suretiyle Rusya'nın savaşı sürdüreceğini de belirt­mekteydi .

Bolşevik Parti'nin büyük bir çoğunluğu da dahil, tüm siyasi yönetici­lerin aksine, yalnızca Lenin, Sovyetlerin yürütmeye çalıştığı uzlaşma siyasetinin başarısızlığını öngörmüştü. 20-25 Mart arasında, Zürich'ten yazdığı "Uzaktan Mektuplar"da (Pravda bu dört mektubun yalnızca ilkini yayımlamayı göze alabil­mişti) Lenin, Sovyetler ve hükümet ara­sındaki ilişkinin hemen sona ermesini ve devrimin bir sonraki proleter aşama­sının fiili hazırlıklarının başlamasını is­temekteydi. Rusya'ya dönmeye karar ve­ren Lenin, İsviçreli sosyal demokrat Plat­ten'in Alman yetkililerle yaptığı anlaş­mayı kabul etmişti: bir grup devrimciyle birlikte 28 Mart günü, Almanya'yı , dip­lomatik dokunulmazlığı olan zırhlı bir vagonla geçmek ve sonra İsveç üzerin­den Petrograd'a ulaşmak üzere, Zürich' i terk etti.

Almanlar, Bolşeviklerin siyasi strateji­lerini iyi bilmekteydiler ve savaşın sür­mesine zaten muhalif olan Rus halkı üze­rinde, sosyalist söylemin yaratacağı istik­rarsızlığa güvenmekteydiler.

4 Nisan'da, Petrograd'a gelişinin ertesi günü, Lenin, artık toplanma yetkisi olan Bolşeviklere ünlü Nisan Tezlerini sundu. Burada, par­lamenter cumhuriyet rejimindeki geçici hükümette yer alan Sovyetlerin göklere çıkardığı devrimci savunmacılığa kayıt­sız şartsız olduğunu ilân etmişti. Bolşe­vik programı açıklanmıştı: polisin, ordu­nun ve devlet bürokrasisinin tümüyle or­tadan kaldırılması, büyük toprak mülki­yetlerine el konulması, toprağın devlet­leştirilmesi, tek bir ulusal bankanın ku­rulması, denetimin işçilere verilmesi. Son olarak, "Bütün iktidar Sovyetlere" sloganıyla ifade edilen siyaseti, yani, proletarya ve yoksul köylülerin iktidarı ele geçirmesi, siyasetini dile getirmiştir.

Başkentteki Bolşeviklerin çoğunluğu ta­rafından (Kamenev, Kalinin) şaşkınlık ve muhalefetle karşılanan Lenin'in tezleri, sürgünden dönen Bolşeviklerin (Zinovyev, Aleksandra Kollontay) veya Petrog­rad azınlıklarının (Stalin, Şlyapnikov) birleşmesiyle yaygınlık ve güç kazanmış­tır. Ancak, geçici hükümet ve sovyeti, savaş sorunu yüzünden ikiye bölen Nisan bunalımı, Leninci görüşün Bolşevik Par­ti içinde zafer kazanmasını ve Bolşevik Parti'nin Sovyetleri kendi tarafına çek­mesini sağlamıştır.

Nisan bunalımı Hükümet için, yeni reji­mi Batı demokrasilerine sıkıca bağla­mak, toplumsal bağları sağlamlaştırmak ve hatta devrimi sona erdirmek üzere tek bir zafer yeterli olacaktı. 18 Nisan'da (1 Mayıs), Dışişleri Bakanı Milyukov, İtilaf devletlerine Rusya'nın bütün taahhütleri­ni yerine getireceğini ve "nihai zafere kadar" savaşacağını bildiren bir mesaj ilet­mişti. Bu mesajda, devrimci savunmacılığı ve "ilhaksız, galibin ve mağlubun olmadiği bir barış"ı savunan Petrograd Sovyeti'nin durumu hakkında tek kelime edilmemişti. Kamuoyu şaşkındı. Kerensky'nin istifa edeceği düşünülmekteydi. Bu sırada, başkentin işçi çevrelerinde, Milyukov'u istifaya çağıran geniş bir im­za kampanyası başlatılmıştı. Kortejler oluşturulmuş, on binlerce gösterici şehir merkezine doğu akın etmişti. Göstericile­rin bazıları, ilk kez Bolşevik sloganlar at­mıştı: "Hükümet istifa, Bütün iktidar Sovyetlere!" Zorlu geçen saatler sonun­da, Bolşevikler, "Alman casuslarını ve Lenin"i yargılamak üzere bir mahkeme kuran karşı göstericilerle (askeri öğrenci­ler, genç burjuvalar ve seçkin semtlerin sakinleri) karşı karşıya gelmişti. Petrog­rad üzerinde iç savaş rüzgârları esmek­teydi. Ama, hükümetin, halka, Rus­ya'nın kesinlikle ilhak düşünmediğini açıklamış olmasına rağmen, 20 Nisan ak­şamı bunalım patlak vermişti. Milyukov'un mesajıyla birlikte, ikili iktidarın yürütülmesi sorunu gündeme gelmişti. Birkaç gün sonra, Milyukov istifa etti. Bunu, ordu üstündeki tüm otoritesini kaybettiğini düşünen Savaş Bakanı Guçkov'un istifası izledi. Bu arada, Petrog­rad Sovyeti, Çheidze ve Tsereteliy adlı iki Menşevik yöneticinin etkisiyle, bir koalisyon hükümeti düşüncesine katıldığını bildirdi. Bu kararda bir art niyet his­sedilmekteydi: ılımlılar, Menşevikleri ve sosyalist devrimcileri, iktidar ve savaş sorumluluğuna ortak ederek birleştirmek ve bu sayede onların kitleler üzerindeki uzlaştırıcı etkilerini kullanmak istemiş­lerdi; sosyalistler, karşıdevrimci oyunları bozarak, reformlara gidileceğini ve düş­manlıkların sona erdirileceğini zannet­mekteydiler.

Haftalar süren gizli görüş­melerin ardından, 5 Mayıs'ta, güçlükler­le kurulmuş olan bu ikinci geçici hükü­met içinde sosyalistler altı bakanlık alır­ken, Kadet Partili ılımlılar başbakanlığı (Prens Lvov) ve yedi bakanlığı ellerinde tutmaktaydı. Siyasi kişilikleri sayesinde üç seçkin sovyet üyesi (bir Menşevik [Posta Bakanı ve devrimci savunmacılığın baş kuramcısı Tsereteliy] ve iki dev­rimci sosyalist [Tarım Bakanı Çernov ve Savaş ve Denizcilik Bakanı Kerenskiy]), yeni kabinenin hâkimiyetini elinde tut­maktaydı . Toplumsal gerilimlerin tırmanması üzerine Tsereteliy, savaşı bitirmek için iki yönlü bir plan hazırlamıştı: savaşan ülke hükümetleri nezdinde, onları ilhaksız bir barış formülü etrafında birleştirme girişimi; Stockholm'de, tüm Avrupa sos­yalist partilerinin katılacağı bir konferan­sın düzenlenmesi, sosyalistler, bu konfe­ransta, hükümetlerine genel bir barış pla­nını kabul ettirmeye ikna edilecekti. Bu ütopik proje, 1917 Temmuzu'nda başarızılığa uğradı.