Atatürk diyor ki :

"Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet'e sahip çıkmak, Çanakkale'yi, Kurtuluş Savaşı'nı kazanan ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır."

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

tr bayrak LotiFransız Akademisi üyesi ve Türk dostu Pierre Loti'nin, 18 Mart 1919 tarihli "Le Figaro" gazetesinde Türkler'i savunan "Plaidoyerpour les Turcs" başlıklı bir makalesi yayınlanmıştır. Makale aynen şöyleydi;

Biz, Kırım Savaşı'ndan bu yana Türkler için ne yaptık? En amansız düşmanlarıyla bir olmaktan, onları en ağır tavizleri vermeye zorlamaktan, üstelik bütün gazetelerimizde onlara hakaretler yağdırmaktan başka ne yaptık?

Bugün çaresiz bir durumda olan bu eski müttefiklerimiz l. François'den beri dostluklarına sadık kalmışlardır. Ama biz bunu inkâr ediyoruz. Asırlardan beri kendilerini ezmeye çalışan Rus devinin tehditlerinden kurtulmak için yakaladıkları fırsatı, şüphesiz tek fırsatı değerlendirmek için kendilerini Almanya'nın kollarına attı diye, bütün bunları bilmezlikten gelerek onlara kızıyoruz. Bize ne mecburiyetleri, ne borçları vardı, söyler misiniz lütfen?

Ama, Şark iftirası yapacağını yapmış, eserini tamamlamıştır. Şimdi Batı'da ve hatta bizde, Türkler kanun dışı paryalar olarak görülüyor ve Barış Konferansı'nda yalnız o iftiracıların nutuktan dinleniyor. Türkler öz vatanlarında, tam bir dil ve din birliği içinde, erdem ve namusu ile yaşayan ezici bir çoğunluk değil midir? Gerçekten, onları umutsuz bir eyleme itmekten ve bu suretle onların yurdunda iğrenç oyunlarını sürdüren kışkırtıcı ajanların safında yer almaktan korkmalıydık.

Türkler'in savaş sırasında bile bize yaptıkları iyiliği, istisna davranışı, ancak kötü niyetliler inkâra cüret edebilirler. Ve, bizim nasıl teşekkür ettiğimize bakın!

Ah, ah! Kahraman deniz subaylarımızdan birinin uzun mektubunu ne büyük bir heyecanla okudum! Kumanda ettiği şanlı savaş gemisi her taraftan isabet alarak batmış. Ağır yaralı kumandan, boğulmaktan kurtulan yine ağır yaralı ve bitkin diğer denizcilerle, su üstündeki döküntülere tutuna tutuna kıyıya doğru yüzmeye başlamışlar. O zaman Türkler, Almanlar gibi davranıp onları mitralyöz ateşine tutmamışlar, çıkabilecekleri uygun kumsalı göstermişler. Kayık olmadığı için suya girip yaralılarımıza yardım etmiş, kıyıya çıkarmışlar. Sonra da müfrezenin kumandanı olan Türk subayı gelip askerce selâmlamış onları. Subayından en küçük erine kadar hepsinin dostça elini sıkmış, şerefli asker muamelesi yapmış onlara. Daha sonra Fransızca olarak, üç renkli sancağımızı taşıyan gemiye ateş etmek zorunda kaldığı için büyük üzüntü duyduğunu söylemiş...

Elimde, katliam kışkırtıcılarının, Ermeniler'in, dünya savaşı başlarken Anadolu'da yaptıklarını anlatan çok kabarık dosyalar var. Kontrol edilmiş, imzalanmış, tekrar tekrar doğruluğu onaylanmış dosyalar...

O zaman Ermeniler Osmanlı tebası idi, tam bir huzur içinde yaşıyorlardı. Buna rağmen Rus işgal kuvvetlerine katılmakta, onlara casusluk ve kılavuzluk yapmakta asla tereddüt etmediler. Şehirlerde ve köylerde Türk evlerini düşmana göstermekle kalmayıp, bu evleri ilk yakanlar, olanca güçleri ve acımasızlıklarıyla işkence edenler, katliam yapanlar onlar oldu. Dünyada hangi millet vardır ki, öz yurdunda ve savaş ortasında, böylesine ağır suç işleyenleri, bu ihanetleri, şiddetle cezalandırmasın?

Pierre LOTİ - Fransız Akademisi'nden (Çeviren: R.Özdek)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GTranslate

trarzh-TWnlenfrdeelitptrues

En Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayısı

1254260
BugünBugün372
DünDün1734
Bu HaftaBu Hafta372
Bu AyBu Ay40765
Tüm ZamanlarTüm Zamanlar1254260