Kullanıcı Oyu: 3 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

tr bayrak Atatürk orduyu denetlerkenEskişehir yönünde taarruza geçen Yunan kuvvetleri bugün, Albay İsmet Bey (İnönü) kumandasındaki Türk kuvvetleri tarafından bozguna uğratılmıştır. Yenilen düşman kuvvetleri çekilmek zorunda kalmıştır.

Galip devletlerin desteğiyle İzmir'e çıkan Yunanlılar, Batı Anadolu'dan Orta Anadolu'ya doğru ilerlemeye başlamış ve Kuva-yı Milliye'nin çeteleriyle karşılaşmışlardı. Kuva-yı Milliye düşmanı oyalarken, TBMM hükümeti de milli orduyu yeniden kurma ve donatma hazırlıklarına hız vermişti. Yunanlılar, milli ordunun kurulmasından önce işgal altında tuttukları toprakları genişletmek istemişlerdi. İzmir'den sonra güneyde Denizli'ye, doğuda Uşak'a, kuzeyde Bursa ve İzmit'e kadar uzanan hattın batısı düşman kontrolündeydi.

Düşman Bursa'daki birliklerinden 20 bin kişilik bir kuvvet ayırarak 9 Ocak 1921 günü Eskişehir'in 40 km. kuzeybatısında, Gündüzbey-İnönü arasındaki bölgeye geldi. 9 ve 10 Ocak günü hücuma geçti. İnönü önlerinde başlayan savaş, havanın kararmasıyla kesildi. Yunanlılar, ele geçirdikleri bazı yerleri bırakıp savaş hattının gerisine çekildiler. Bu sırada Kütahya'da bulunan Batı Cephesi Komutam Albay ismet Bey (İnönü), Kütahya’yı Çerkez Ethem kuvvetlerine karşı savunacak tümenin bir taburunu yanına alarak, gece yansı trenle cepheye hareket etti. Savaşın ikinci günü iki tarafın kuvvet durumu şöyleydi: Türkler: 417 subay, 8.500 er (6.000 tüfek), 18 hafif ve 47 ağır makineli tüfek, 28 top; Yunanlılar: 427 subay, 15.816 er (12.500 tüfek), 270 hafif ve 80 ağır makineli tüfek, 70 top. 10 Ocak günü iki koldan saldırıya geçen Yunan kuvvetleri, sol kanatta durdurulmasına karşın İnönü İstasyonu'na kadar ilerlediler. Bu durum karşısında Albay İsmet Bey geri çekilmek zorunda kaldı. Düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başlayan Türk birlikleri önemli ölçüde kayıp verdiler ve İnönü mevzileri Yunanlıların eline geçti. Bunun üzerine Türk kuvvetleri İnönü mevzilerinin 15 km gerisindeki ikinci savunma hattına yerleştiler. 11 Ocak günü düşman tarafında hiçbir hareket görülmeyince yaptırılan keşif sonucu Yunan birliklerinin geri çekildiği anlaşıldı. Bunun üzerine ilerleyen Türk birlikleri, çekildiği mevzileri geri aldı.

I.İnönü Savaşı, askerî bakımdan küçük çaplı bir savaş olmasına karşın, Yunanlıların ilk yenilgisi olarak kabul edilmesi yönünden büyük önem taşır. Bu savaş sonucu halkın TBMM'ye ve orduya olan güveni arttı; Kurtuluş Savaşı'nın kazanılacağına olan inanç daha da güçlendi. Bu arada İtilâf Devletleri, politikalarını yeniden gözden geçirmek ve Londra'da toplanacak konferansa, İstanbul Hükûmeti'nin yanı sıra TBMM Hükûmeti'ni de çağırmak zorunda kaldı. Bu durum, Anadolu'daki Millî Mücadele'nin istenmese de tanınması demekti.

Nutuk'tan

İznik'ten, Gediz üzerinden Uşak'a kadar bir hat çekildiğini düşününüz. Bu hattın, Gediz'in kuzeyinde kalan parçası iki yüz kilometredir. Gediz'den Uşak'a olan parçası da otuz kilometre kadardır. Düşman, üç tümenle bu hattın kuzey ucundan Eskişehir üzerine yürüdü. Bizim Gediz'de bulunan önemli kuvvetlerimiz, Eskişehir üzerinden bu düşman tümenlerini karşılamaya mecburdu. Karşıladı ve yendi. İnkılâbımızın tarihine, Birinci İnönü Zaferi'ni kaydetti. 

Güney Cephesi'ne ait olan kuvvetler, eski yerlerine, Dumlupınar'a iade edildiler. Kütahya'da yalnız 61. Tümen, iki alay kadar kuvvetiyle İzzettin Bey (Ordu Müfettişi İzzettin Paşa'dır) komutasında bırakılmıştı.

İsmet İnönü

İsmet İnönüTürkiye Cumhuriyetinin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, asker, devlet adamı… 24 Eylül 1884′ te İzmir’de doğdu. Babası Malatya’ya yerleşmiş, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden Reşit bey, annesi Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinden Cevriye Hanım.Sivas Askeri Rüştiyesini (ilkokul) bitirdikten sonra (1895) Topçu Harbiyesine girdi.Harbiye (1903) ve Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu (1906). Kurmay yüzbaşı olarak Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyetinde kısa bir süre çalıştı. 31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusuna Yeşilköy’ de katıldı.Ahmet İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu kurmay heyetinde yer aldı ve 1912’de binbaşılığa yükselerek Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. İlk diplomatik görevini burada üstlenip, İmam Yahya ile görüşerek barışı sağladı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’da bulundu.

Birinci Dünya Savaşında Başkomutanlık karargahında Harekat Şubesi Müdürlüğü yaptı ve yarbay oldu (1914). Ertesi yıl albaylığa yükselerek Trakya’daki II. Ordu kurmay başkanlığına atandı. Sonra, Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulundu. Bu dönemde II.Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı , aralarında derin bir dostluk doğdu ve ondan yüksek ve anlamlı bir sicil aldı (1917).İstanbul’da 1916’da Mevhibe Hanım’la evlendi ve hemen cepheye döndü. Mondros Mütarekesi günlerinde başkente geri gelerek Harbiye Nezareti Müsteşarı oldu (1918). Askeri Şura’da görev aldı. Bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini sürdürdü.

Miralay (albay) İsmet Bey Ocak 1920’de Ankara’ya kısa bir süre için gidip, döndü. 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice tekrar Ankara’ya geçip, Milli Mücadelede önemli görevler üstlendi. Edirne Milletvekili seçilerek çalışmalara katıldı ve Genel Kurmay Başkanı olarak düzenli bir ordu kurmayı başardı. İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi (Haziran 1920). Batı Cephesi komutanlığına atanarak (4 Mayıs 1921) Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını kazandı. Generalliğe yükseldi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşlarında etkili oldu. (1922).

Zaferin ardından Mudanya’da ateşkes görüşmelerini yürüttü (3 Ekim 1922). Dışişleri Bakanı ve Lozan baş delegesi oldu. Lozan Barış Antlaşmasını imzaladı (24 Temmuz 1923) . İlk cumhuriyet hükümetini kurdu (3o Ekim 1923). 8 Kasım 1924’te başbakanlıktan ayrıldı ve daha sonra Şeyh Sait isyanı nedeniyle yeniden aynı göreve getirildi (3 Mart 1925). Soyadı kanunu çıkınca Atatürk kendisine İnönü soyadını verdi.15 Yıl başbakanlıkta bulunduktan sonra hükümetten ayrıldı (Eylül 1937).

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi (11 Kasım 1938). İkinci Dünya Savaşına Türkiye’yi sokmamak için devletlerarası politika alanında çok yönlü çalıştı ve bunu başardı. Çok partili demokratik hayata geçişi sağladı ve dürüst bir seçim yasası yaptırarak iktidarı devretti (14 Mayıs 1950).

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve muhalefet lideri olarak on yıl boyunca büyük bir demokrasi savaşı verdi (1950-1960). 27 Mayıs ihtilali ve seçimler sonucunda gerçekleşen üç koalisyonda başbakanlık yaptı ve bu görevini 6 Şubat 1965’e kadar sürdürdü. C.H.P ‘de “ortanın solu” hareketini başlattı. Parti içi mücadeleler sonucunda C.H.P’den istifa ederek senatör kimliğiyle TBMM’ne devam etti (8 Mayıs 1972). 25 Aralık 1973’de Ankara’da öldü ve hükümet kararıyla Anıtkabire defnedildi. Örnek bir evlilik sürdürdüğü Mevhibe Hanımla birisi Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dört çocukları oldu, İzzet (1919-1921), Ömer (1924), Erdal (1926), Özden (1930).