Atatürk diyor ki :

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır."

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

tr bayrak Türk sineması 1942'lere geldiğinde Cumhuriyet'ten sonra ilk defa bir yabancı yö­netmen ile tanıştı: Adolf Körner. Çekoslovakya'da doğan Adolf Körner, Türkiye'de çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yaptı.

Halil Kamil'in teklifi üzerine yönet­menliğe geçti. Reşat Nuri Güntekin'in "Hülleci" isimli romanını "Duvaksız Gelin" ismi altında sinema­ya uyarladı. Halide PişkinNaşit ÖzcanVe­dat KaraokçuŞevkiye MayHüseyin Kemal ve Reşit Baran gibi döne­min ünlü oyuncularının rol al­dığı bu filmden sonra Kör­ner"Kerem ile Aslı"yı yönetti. Körner'in bu fil­minde ise başrolü Müzeyyen Senar oynadı. Üçün­cü ve son filmi olan "Sürtük" ise Türk sinema­sında yıllar boyu benzerleri çekilecek bir melodram oldu. Korner daha sonraki haya­tını Elhamra Sineması'nda gi­şe memurluğu yaparak sür­dürdü.

{slider title="Adolf Körner" alias="Solid" class="blue solid"}

Adolf Körner, 1 Ocak 1902'de Çekoslovakya'da doğdu. Bir süre İtalya'da Lüçi Stüdyoları'nda çalıştı. Ha-Ka Film'in sahibi Halil Kâmil'in isteği üzerine Türkiye'ye geldi.   Bir revü oyuncusu olan Körner, Refik Kemal Arduman'ın yardımıyla Reşat Nuri Güntekin'in Hülleci oyununu Duvaksız Gelin (1942) adıyla sinemaya uyarlayarak yönetmenliğe başladı. Ardından Kerem ile Aslı (1942) ve Mahmut Yesari'nin aynı isimli piyesinden Sürtük (1942) filmlerini yönetti. Hayatının son dönemlerinde Elhamra Sineması'nda gişe memurluğu yaptı.

{slider title="Müzeyyen Senar" alias="Solid & Colored Content" class="green solid color_content"}

Müzeyyen Senar 1919 yılında Bursa'da dünyaya geldi. Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde, kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Hayranlık uyandıran bir sese sahip olan bu yetenekli kız çocuğunun ünü yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstadları da ona dersler verdiler, zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldular.

{slider title="Halide Pişkin" alias="Solid & Colored Content" class="red solid color_content"}

1923 de sahneye çıkmış ve ünlenmiştir. 1925 de Darülbedayi'ye girmiş daha sonra çeşitli topluluklarda oynamış 1930 da kendi adına topluluk kurmuş ve turnelere çıkmıştır.

{/sliders}

GTranslate

trarzh-TWnlenfrdeelitptrues

En Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayısı

1300038
BugünBugün1251
DünDün1478
Bu HaftaBu Hafta5436
Bu AyBu Ay30826
Tüm ZamanlarTüm Zamanlar1300038